Kronik hastalıkla psikolojik olarak nasıl baş edilir?
Kronik bir hastalıkla yaşamak randevuların, tedavilerin ve bedensel belirtilerin yanında duygusal bir yük de getirebilir. Gelecek planları, iş düzeni veya yakınlarla ilişkiler değişebilir. Psikolojik olarak baş etmek her gün olumlu hissetmek anlamına gelmez. Tıbbi izlemi sürdürürken değişen ihtiyaçlarınızı tanımak, destek istemek ve günlük yaşamı koşullarınıza göre düzenlemek üzerinde çalışılabilir.
Tanının sizde uyandırdığı duygulara yer açın
Bir tanı almak kimi zaman uzun süredir açıklanamayan belirtilere bir isim bulmak anlamına gelir. Rahatlama, korku, öfke veya üzüntü aynı dönemde yaşanabilir. Başkalarının sizden beklediği tepkiyle kendi deneyiminiz örtüşmeyebilir. “Güçlü olmalıyım” baskısı hissettiğinizde, ne yaşadığınızı anlatmak zorlaşabilir. Duygularınızın belirli bir sırayla ilerlemesi veya kısa sürede değişmesi gerektiğine dair bir takvim yoktur.
Diyelim ki çevreniz tanının konmasına sevinmenizi bekliyor, siz ise bundan sonraki yaşamınız için kaygılanıyorsunuz. İkisi birlikte mümkün olabilir: Belirsizliğin bir kısmı azalmışken yeni sorular ortaya çıkabilir. Güvendiğiniz birine “Sonunda ne olduğunu bilmek iyi geldi ama sonraki adımlar beni korkutuyor” diyebilirsiniz. Ne hissettiğinizi hemen tam olarak adlandırmak zorunda değilsiniz. Bazen önce gün içinde hangi anlarda zorlandığınızı anlatmak, duyguyu tanımayı kolaylaştırır.
Bedensel belirtileri psikolojiyle açıklayıp geçmeyin
Stresinizin artması ile hastalığın belirtilerinin değişmesi aynı döneme denk gelebilir. Yine de yeni veya artan bir belirtiyi kendiliğinizden kaygıya bağlamayın. Takibinizi yapan sağlık ekibiyle hangi durumlarda, ne kadar sürede ve hangi kanaldan iletişim kurmanız gerektiğini netleştirin. Psikolojik destek, hastalığın tıbbi değerlendirmesinin veya tedavisinin yerine geçmez.
Örnek olarak son günlerde daha fazla yorgunluk yaşayan birini düşünelim. Bunun yalnızca moral bozukluğu olduğunu varsaymak yerine, hekimin önerdiği değerlendirmeyi sürdürmek gerekir. Aynı zamanda yorgunluğun iş ve ilişkiler üzerindeki etkisi de konuşulabilir. İlaçları, takviyeleri veya tedavi düzenini kendi kendinize değiştirmeyin. Başka birinin aynı tanıyla iyi geldiğini söylediği yöntem size uygun olmayabilir. Duygusal destek almanız, belirtilerinizin gerçek olmadığı anlamına gelmez; hastalıkla yaşarken karşılaştığınız yükün başka bir yönüne destek sağlar.
Gününüzü değişen kapasitenize göre planlayın
Bazı günler daha fazla şey yapabilir, bazı günler benzer işlerde zorlanabilirsiniz. Planı yalnızca en iyi gününüzdeki kapasiteye göre kurmak baskı yaratabilir. Günlük sorumluluklarınızı önceliklerine göre ayırın: Bugün mutlaka yapılması gereken ne, paylaşılabilecek iş hangisi, başka zamana bırakılabilecek ne var? Dinlenme ve etkinlik dengesini hastalığınızın özellikleri ve sağlık ekibinizin önerileriyle birlikte değerlendirin.
Bir örnek düşünelim: Kontrol randevunuz olan güne alışveriş, temizlik ve sosyal bir buluşma da koydunuz. Randevunun yolculuk ve bekleme süresini hesaba katmak, başka bir işi paylaşmanızı veya ertelemenizi gerektirebilir. Bu düzenleme kendinizden vazgeçmek değildir. Bazı hastalıklarda efor sonrası kötüleşme gibi özel durumlar olabilir; herkese aynı egzersiz veya etkinlik artışı önerisi uygun olmaz. Hangi hareketin, dinlenmenin ve temponun sizin için güvenli olduğunu ilgili sağlık uzmanıyla konuşun.
Belirsizlikle ilgili soruları tek bir yerde toplayın
Kontrol sonucu beklemek veya ileride neler olacağını düşünmek zihni meşgul edebilir. Cevabını bugün öğrenebileceğiniz sorularla, şu anda kesin yanıtı olmayanları ayırmayı deneyin. Hekime sorulacak soruları bir yerde toplamak, gün içinde aynı konuyu tekrar tekrar araştırma ihtiyacını azaltabilir. Araştırmanız gerekiyorsa tanınıza uygun güvenilir kaynakları sağlık ekibinize sorabilirsiniz.
Diyelim ki internette başka bir kişinin hastalık öyküsünü okuyup kendi geleceğinizin de aynı olacağını düşünmeye başladınız. O kişinin koşullarının sizinkiyle aynı olmayabileceğini hesaba katın. Okuduğunuz bilgi size somut bir soru kazandırdıysa bunu randevu notuna ekleyebilirsiniz. Sürekli araştırma yalnızca korkuyu büyütüyorsa ara vermek düşünülebilir. Bununla birlikte hekimin önerdiği takipleri veya yeni belirtiler için gerekli başvuruları ertelemeyin. Bilgi kullanımını düzenlemek, ihtiyaç duyduğunuz tıbbi bilgiden uzaklaşmak anlamına gelmez.
Yakınlarınıza nasıl yardım edebileceklerini söyleyin
Yakınlarınız iyi niyetle dinlenmenizi, daha çok hareket etmenizi veya olumlu düşünmenizi söyleyebilir. İhtiyacınız bunlardan farklıysa bunu somutlaştırmak yararlı olabilir. “Bugün çözüm önerisinden çok dinlenmeye ihtiyacım var” ya da “Randevuya giderken benimle gelmeni isterim” gibi örnek cümleler kullanılabilir. Yardım istemek, bütün kararlarınızı başkasına bırakmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez.
Paylaşacağınız sağlık bilgilerinin kapsamını da siz belirleyebilirsiniz. İş yerindeki herkese veya her arkadaşınıza bütün ayrıntıları anlatmak istemeyebilirsiniz. Bir arkadaş grubuyla dışarı çıkmayı planladığınızı düşünelim. Uzun yürüyüş yerine oturabileceğiniz bir yer önermek, tanınızın bütün öyküsünü anlatmadan ihtiyacınızı ifade etmenizi sağlayabilir. Plan değişirse suçluluk hissetmeniz anlaşılabilir; yine de o günkü sağlık koşullarınızın dikkate alınması gerekir. Karşılıklı beklentileri önceden konuşmak, son anda açıklama yapmak zorunda kalmanın yükünü azaltabilir.
Sağlık randevusunu sizin için daha anlaşılır hâle getirin
NIMH, sağlık görüşmelerinden önce soruları ve kullanılan ilaçları not etmeyi, belirtileri açıkça anlatmayı önerir. Randevuda en önemli iki veya üç soruyu başa alabilirsiniz. Bir açıklamayı anlamadığınızda günlük dille tekrar edilmesini isteyin. Tedavi planının günlük yaşamınıza nasıl uyarlanacağını konuşmak da önemlidir; yalnızca tıbbi terimleri hatırlamanız beklenmez.
Örneğin “Bu tedaviyi vardiya düzenimde nasıl uygulayacağım?” veya “Hangi değişiklikte beklemeden size haber vermeliyim?” diye sorabilirsiniz. İsterseniz güvendiğiniz biri size eşlik edip not tutabilir; görüşmenin bir kısmında yalnız kalmak istemeniz de mümkündür. Maddi güçlük, ulaşım veya bakım sorumlulukları takibi zorlaştırıyorsa bunları paylaşın. Uygulanması zor bir planla yalnız kalmak yerine, sağlık ekibinin uygun seçenekleri değerlendirmesine fırsat verin. Başka uzmanlarla aldığınız hizmetleri de bildirerek bilgilerin birlikte ele alınmasına yardımcı olabilirsiniz.
Hayatınızda hastalık dışındaki alanları nasıl koruyabilirsiniz?
Sağlıkla ilgili işler günün büyük bölümünü kaplayabilir. Yine de sevdiğiniz bir ilişkiye, ilgi alanına veya küçük bir gündelik etkinliğe yer ayırmak isteyebilirsiniz. NHS'nin uzun süreli ağrıyla baş etme önerileri, sosyal temasın ve kişiye uygun etkinliklerin önemine değinir. Bu, her belirtiye rağmen aynı tempoda devam etmeniz gerektiği anlamına gelmez; etkinliğin biçimi değişebilir.
Diyelim ki eskiden uzun arkadaş buluşmalarını seviyordunuz ama artık kısa görüşmeler daha mümkün geliyor. Evde bir çay buluşması veya telefon konuşması seçenek olabilir. Önceki biçimi özlemeniz de anlaşılır; hemen yeni düzenden memnun olmanız gerekmez. Destek gruplarını değerlendirirken mahremiyet koşullarına, paylaşılan bilgilerin güvenilirliğine ve grubun size nasıl hissettirdiğine bakın. Başkalarının deneyimleri yalnızlık duygusunu azaltabilir, ancak kişisel tıbbi önerinin yerine geçmemelidir. Size iyi gelmeyen bir gruptan ayrılabilirsiniz.
Duygusal yük ne zaman ayrıca değerlendirilmelidir?
Kronik hastalığı olan kişilerde depresyon gelişme riski artabilir; NIMH bu ilişkinin birden fazla etken içerdiğini açıklar. Uzun süren çökkünlük, ilgi kaybı, umutsuzluk veya günlük yaşamda belirgin güçlük varsa sağlık uzmanına söyleyin. Bu belirtileri hastalığın kaçınılmaz sonucu olarak kabul etmek zorunda değilsiniz. Bedensel ve ruhsal ihtiyaçların birlikte değerlendirilmesi mümkündür.
Psikolojik danışmanlıkta değişen yaşam düzeni, ilişkiler, kayıp duygusu ve belirsizlikle baş etme üzerinde durulabilir. Klinik değerlendirme veya tedavi gerekiyorsa uygun uzmana yönlendirme yapılır. Görüşmeler hastalığın seyrini değiştirme veya bütün belirtileri ortadan kaldırma vaadi taşımaz. Hedefiniz bir randevu öncesi kaygıyı konuşmak, yardım istemeyi kolaylaştırmak veya günlük planı daha gerçekçi kurmak olabilir. Her görüşmede hastalık hakkında konuşmak da zorunlu değildir; ihtiyaçlarınız ve yaşamınızın diğer alanları süreçte yer bulabilir.
Sık sorulan sorular
Psikolojik destek hastalığın tedavisinin yerine geçer mi?
Hayır. Tanı, tedavi, ilaç düzeni ve yeni belirtiler için sağlık ekibinizin takibini sürdürün. Psikolojik destek hastalıkla yaşamanın duygusal ve günlük etkilerini ele alır.
Hastalığımı kabul etmek vazgeçmek mi?
Kabul sözcüğü herkese aynı şeyi hissettirmeyebilir. Burada çalışılabilecek konu, mevcut koşulları hesaba katarken ihtiyaçlarınızı, tedavinizi ve yaşamınızda önemli olan alanları nasıl sürdüreceğinizdir.
Her gün egzersiz yapmam gerekir mi?
Hareket ve dinlenme planı hastalığınıza, belirtilerinize ve sağlık ekibinizin değerlendirmesine göre belirlenmelidir. Herkese uygun tek bir egzersiz veya etkinlik artırma planı yoktur.
Hastalıkla ilgili sürekli üzülmem normal mi?
Zorlayıcı duygular yaşanabilir. Ancak uzun süren çökkünlük, ilgi kaybı veya belirgin işlev güçlüğünde bunu hekiminizle paylaşın; destek alınabilecek başka bir ruhsal durum da bulunabilir.
Kaynaklar ve ileri okuma
- NIMH: Understanding the Link Between Chronic Disease and Depression
- NIMH: Tips for Talking With a Health Care Provider About Your Mental Health
- NHS: 10 ways to reduce pain
Bu yazı genel bilgilendirme içindir; kişisel değerlendirme, tanı veya tedavi yerine geçmez.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik mezunu; İstanbul Üniversitesi'nde Havacılık Psikolojisi yüksek lisansına devam ediyor. Online bireysel görüşmeler yürütür.